Detaylı Bilgi

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.

Paylaş

Özet

Bu makalede, Sultan II. Bâyezîd dönemi Osmanlı tezhip sanatı ana hatlarıyla tasvir edilmekte ve XV. yüzyılın sonlarına doğru bu alanda geliştirilen yeni bir üslûp incelenmektedir. Söz konusu üslûp, tarafımızdan “İstanbul Üslûbu” olarak tanımlanacaktır. Makalenin amacı doğrultusunda, önce İstanbul Üslûbu’nun oluşum serüvenine şahitlik eden Baba Nakkaş, Timûrî–Herat, Türkmen ve Naif üslûp hakkındaki bilgileri özetleyecek ve ardından bu yeni bezeme tarzının özelliklerini irdeleyeceğiz. Değerlendirmelerimiz, Nakkaş Hasan b. Abdullah’ın imzalı eserleri bağlamında gerçekleştirilecek olup; üslûbun özgün yönleri bu eserlerin renk, desen, motif ve tasarım niteliklerinden hareketle belirlenecektir. Söz konusu değerlendirmeler sonucunda, İstanbul Üslûbu’nun bilhassa Fatih Sultan Mehmed döneminde hazırlanan eserlerin çeşitliliğinden beslendiği ve Sultan II. Bâyezîd döneminde kendi estetik dilini oluşturduğu ortaya konulacaktır.

Anahtar Kelimeler

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.

Detaylı Bilgi

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.

Paylaş

Özet

Memlük hâkimiyetinin son dönemlerinde Kudüs’te yaşayan Mücîrüddin el–Uleymî’nin (ö. 928/1521) el–Ünsü’l–celîl bi–târîhi’l–Kuds ve’l–Halîl adlı eseri İslâm tarih literatüründe müstakil olarak Kudüs’ün tarihine hasredilmiş ilk ve en önemli tarih eseridir. Yaratılıştan müellifin yaşadığı döneme kadar uzanan ve Kudüs’ü merkeze alan bir dünya tarihi formunda kaleme alınan el–Ünsü’l–celîl, tarih, siyer, fezâil, hıtat ve tabakât gibi çeşitli türleri birleştirmesi ve bu farklı telif geleneklerine ait malzemeyi sistematik bir bilgi tasnifiyle sunması bakımından ansiklopedik bir karakter taşımaktadır. Bu çalışmada Uleymî’nin entelektüel biyografisi ve Kudüs’le kurduğu yakın ilişkinin yanı sıra el–Ünsü’l–celîl’de takip ettiği ansiklopedik telif planı, Kudüs’ü insanlık tarihinin merkezine yerleştiren anlatısı ve eserin Kudüs tarihi için kaynaklık değeri inceleme konusu edilmiştir.

Anahtar Kelimeler

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.

Detaylı Bilgi

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.

Paylaş

Özet

Sûfîlere göre insan ile şehir arasında irtibatlar vardır. Şehirlerin köy, kasaba, beldeler ve insanları bir araya getirmesi gibi, insan da kendi iç âleminde bir birlik kurarak psikolojik ayrılıkları yok eder. Dış âlemde ise siyasî bir birlik olan devlet kurumu ile toplum bir araya gelir. Nitekim Allah ismi de ilâhî isimler arasındaki ayrılıkları kaldırıp kendinde her bir ismi birleştirir. Sûfîlere göre çokluk ancak birlik kriteri ile bir araya getirilir. Bu manada ilâhî isimleri toplayıcı hakikat Allah’tır ve âlemdeki çokluğu birleştirir. İnsanın bütün parçalarını ruh bir araya getirir ve enfüsî çokluğu birleştirir. İnsanları bir araya getiren ise sultandır ve şehirdeki çokluğu sosyolojik olarak birleştirir. Bu açıdan toplayıcı vasfa sahip olmak, birleştirmek anlamında halife olmaktır. Sûfîlere göre saltanat merkezi olarak İstanbul kendisinde tecelli eden ilâhî isimler ve kendisinde ikamet eden velilerle yüksek değer ve şerefe ulaşmış bir şehirdir. Bu nedenle İstanbul bütün beldelerle irtibatlı olan ve onları siyasî ve ontolojik ilişkilerle bir araya getiren ve el–Câmi‘ isminin kendisinde tecelli ettiği bir şehir olarak değerlendirilir. Ayasofya Camii ise bu şehrin kalbini temsil eder.

Anahtar Kelimeler

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.

Detaylı Bilgi

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.

Paylaş

Özet

Bu makalede İslâm siyaset düşüncesi eserlerinde zikredilen ve kökleri antik çağlara uzanan şehir–beden benzetmesinin yapısal bir tahlili yapılarak siyasî ve içtimaî düzenin yapısı ve işleyişi bakımından imaları çözümlenmektedir. Çözümlemede söz konusu benzetmeyi en ayrıntılı şekilde işleyen filozof sayılabilecek Fârâbî metinlerine özel bir gönderimle öncelikle benzetmenin unsurları sayılmakta ardından şehir ve devlet kelimelerinin kısa bir tahlili verilmektedir. Sonrasında benzerliğin esas itibariyle üç kavram üzerinden okunup derinleştirilebileceği iddia edilmektedir: İşlev, yönetim ve uyum. Buna göre bedendeki işleyişe benzer şekilde devletin de kendi içinde birlik ve bütünlüğe sahip parçaları vardır. Parçalar birbirine indirgenebilir olmadığı gibi devletin yetkin bir kurum olarak çalışabilmesi işlevleri de iptal edilebilir değildir. Yönetim, işleyişi birleştirme görevi ifa eder. İşleyişi birleştirmenin iki temel unsuru vardır. Birincisi işleyişi mümkün kılan bilgiler bütününün bir merkez tarafından idare edilmesidir. İkincisi ise işleyişin fiilen sürekliliğini temin eden iradenin tek bir merkezde oluşup bütün organları ve yapıyı etkileyerek onları aynı yöne sevk edebilmesidir. Uyum, hem yönetimin iç çelişkilerini giderme yahut azaltma hem de yönetenler ile yönetilenleri birbirine bağlayarak yönetme faaliyetinin idamesini mümkün kılma işlevi görür.

Anahtar Kelimeler

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.

YAYINLAR

İnşa Dergisi

Yıl : 2023 Aralık

Sayı : 1

YAYINLAR

Beşinci Mevsim

Sayı 3 – Aydos Dergisi

YAYINLAR

İnşa Dergisi

YAYINLAR

Sayı 3 – Aydos Dergisi

YAYINLAR

Sayı 3 – Aydos Dergisi

Page 5 of 11 1 3 4 5 6 7 11